“Kendi İkna Ediciliğimizi Yaratarak Var Oluyoruz” – Yeni Hayat Kooperatifi İle Röportaj

Röportaj: Diyar Saraçoğlu

Aralık ayına rağmen hava İzmir’de sıcak. Hızlıca masa ve sandalyeler çıkarılıyor, çay demleniyor. Leblebi ve kuru üzümler tabaklardaki yerini alıyor. Röportaj için tüm koşullar gayet uygun, masanın etrafına konuşlanıyoruz.

Yeni Hayat Sosyal Kalkınma ve İşletme Kooperatifi’nde (kısaca Yeni Hayat Kooperatifi diyeceğim), İzmir’de Çiğli’nin Harmandalı mahallesindeyiz. Mart ayında birinci yaşını dolduracak kooperatif marketinin önünde oturuyoruz.

Ses kaydını başlatıyorum. Çay kaşığı sesleriyle birlikte hemen sohbete başlıyoruz. Selçuk, kooperatifi her zamanki gibi coşkuyla, uzun uzun anlatmaya koyuluyor.

Bize kısaca Yeni Hayat Kooperatifi’nden bahsedebilir misiniz?

Harmandalı’da doğduk ve büyüdük. Bir mahalle kültürünün içinde, kendiliğinden bir arada olduğumuz bir çevremiz zaten vardı. Ama esasen Gezi döneminde çeşitli itirazlar ve taleplerle yan yana geldik. “Bu hayatı biz yaşıyoruz, biz değiştirebiliriz” vurgusuyla Harmandalı’da kurulu olan çöplüğe karşı başlattığımız direniş, mahallemizde bir dernek kurmamıza vesile oldu: Harmandalı Kültür Sanat Derneği. Derneğimizin kuruluşunun üzerinden 7 yıl geçti. Bu süreçte 200’den fazla aile ve onların çocuklarıyla mütevazı çalışmalar yaptık. Çocuklara ders verdik, çocuğu okula yeni başlayan ailelere pedagog arkadaşlarımız tarafından seminerler verildi, doktor arkadaşlarımız çocuk istismarına karşı ailelerle atölyeler yaptı vs. Bir de tabii ki derneğimizin en güçlü etkinliği var: Çocuk Festivali. Zeytinliklerin yerini alan kentsel dönüşüm “mucizesi” lüks siteler ya da ayda bir yangın ve iş cinayeti haberlerini aldığımız Harmandalı Çöplüğü’nün yanı başında çocuklara dair, ailelerle birlikte örgütlediğimiz, 2020’de 6.sını yapacağımız şenliğimiz…

Yeni Hayat Kooperatifi derneğin meydana getirdiği bir aradalık ve farklı ilişkilenmeler üzerine kuruldu diyebiliriz. Kooperatifimiz henüz çok yeni, kooperatifimize ticari bir ağ oluşturmak için kurduğumuz kooperatif marketimiz ise henüz bir yaşını bile doldurmadı.

Kooperatifimiz kurulduğundan beri öz-güç vurgusu yapıyoruz. Hibe, AB fonu veya kalkınma ajanslarından destek almadan faaliyetlerimizi yürütmeye çalışıyoruz. Gündelik hayatlarımız mevcut sistemin bütün çelişkilerinin toplandığı ve bizim siyaseti/eyleyiciliği/dönüştürücülüğü kavradığımız zemin. O açıdan gündelik hayatı dönüştürecek küçük filizlenmelere bir de sistemin parasını bulaştıralım istemedik. Zaten mütevazı işler yapıyoruz.

Dernek olsun, kooperatif olsun bu çalışmalarımızı insanların gündelik hayatları içinde var edebilecekleri oluşumlar haline getirmeye çalışıyoruz. 80 civarında insan her ay düzenli olarak çok küçük meblağlarla bir kumbara oluşturarak var ettik kooperatifimizi. Bu süreçte tartışmalar, toplantılar yaptık… Farklı fikirleri, yolları, modelleri konuştuk… Mevcut kooperatif modellerini inceledik, hukuki mevzuatı çalıştık. Kendimizce, muhakkak eksiklikleri de olan, geliştirilmeye muhtaç bir model var ettik.

Kooperatif pek alışılmadık bir model izliyor bildiğim kadarıyla. Yapılan satışlardan elde edilen kâr kooperatif üyelerine dağıtılmıyor. Bunu biraz açabilir misiniz?

Kooperatifimizi hem bir dayanışma ekonomisi oluşturmak hem de bu ekonomik getirinin, kooperatifin işleyişinden arta kalanını toplumsal mücadeleye aktarmak amacıyla kurduk. Kooperatifimizde şu an 3 arkadaşımız maaşlı olarak tam zamanlı çalışıyor. Bir marketimiz, bir arabamız ve bir depomuz var.

Bizi bir araya getiren fikir toplumsal mücadeleyi büyütmek amacıyla bir ekonomik yapı kurmak olduğu için kurucuların ya da üyelerin hiçbirinin buradan bir gelir beklentisi yok. Doğal olarak biz de bunu ana sözleşmemizde belirttik. Gelir-gider farkından oluşacak her türlü fark kumbaralarımıza aktarılıyor.

Kooperatifin kumbaraları tam olarak nasıl işliyor?

Üç temel kumbaramız var. Bunlar Eğitim, Kültür ve Sanat Kumbarası, Kadın Emeği Kumbarası ve Emek Kumbarası.

Eğitim, Kültür ve Sanat Kumbarası dernek temelli yürüttüğümüz çalışmaları da güçlendirecek biçimde tasarladığımız bir kumbara. Halihazırda dernek üzerinden dersler veriyor, drama, müzik çalışmaları yapıyor ve mahallemizde dayanışma temelli karşıt bir kültür oluşturmaya çalışıyoruz. Eğitim, Kültür ve Sanat Kumbarası’nı büyüttüğümüzde yaratacağımız yeni maddi olanaklarla bu çalışmaların vites yükseltmesini sağlayacağız. Burada Harmandalı Kültür Sanat Derneği’nin Şubadap Çocuk Orkestrası’yla yıllardır sürdürdükleri ortaklık sayesinde mahalleli çocuklardan bir çocuk müzik grubu oluşturmaları örneğinden gidebiliriz. Öncesinde hiçbir müzik eğitimi olmayan istekli çocuklar,  istedikleri enstrümanları seçerek yıl boyunca bu enstrümanla müzik çalışmalarına katılıyor, yılsonunda da Harmandalı Çocuk Şenliği başta olmak üzere, farklı mekânlarda konser verebilecek duruma geliyorlar. Bu tarz çalışmaları yaymak, güçlendirmek öncelikli hedeflerimizden…

Biraz önce bahsettiğim gibi, ancak bu kültürel çalışmalar ile gündelik hayatın piyasa temelli hoyratlığına direnebiliriz diye düşünüyoruz.

Kooperatif şu anda 2 kişiye burs verebiliyor. Bu 2 kişi de dernekte ders veren üniversite öğrencisi arkadaşlar. Mücadele eden arkadaşların hayatlarını kolaylaştırma fikri zaten temel çıkış noktamız…  

Kadın Emeği Kumbarası mahallemizdeki kadın arkadaşlarımızın kuracağı üretim atölyesinin açılması için birikim yapıyor. Bu atölye geleneksel olarak evlerde yapılan salça, tarhana, reçel gibi ürünleri, bir dayanışma kültürü içinden üretebileceğimiz tartışmasına dayanıyor. Bu atölye özelinde dayanışmayı iki düzeyde kavrıyoruz: hem üretenlerin kooperatifleşmesi hem de ortaya çıkan kooperatifin diğer çalışmaları desteklemesi… 6 ay içerisinde bu atölyeyi açabileceğimizi ümit ediyoruz.

Emek Kumbarası ise işçilerin ihtiyacı doğrultusunda bir emek dayanışmasını var etmeyi önüne koyuyor. İş cinayetleri, iş kazaları, işten çıkarmalar, uzun dönemli işsizlik… Ülkemizde işçileri saran bir emek cehennemi var. Buna yönelik dayanışma girişimlerine katkı koymayı düşünüyoruz. Her yıl ailesinin bir ferdini iş cinayetinde kaybetmiş liseli ya da üniversitelilere neden küçük de olsa burs vermeyelim? Eşini iş cinayetinde kaybeden annenin yeni doğan çocuğuna bez dayanışması yapmak bile öyle etkili olabiliyor ki, neden denemeyelim? 

Kapitalizmin bizleri alt etmeye çalıştığı her zeminde ayağa kalkmalıyız, bunu da kolektif bir biçimde yapmalıyız. Kumbaralarımız bu kolektifliğe katkı koyabilir diye umuyoruz.

Biraz da kooperatif kelimesinin insanların zihninde nasıl canlandığı üzerine konuşalım. Kooperatiften bahsedilince insanların zihninde ya kırsal alandaki tarım kooperatifleri ya da şehir merkezlerinde uzun süre ödeme yaptıkları ve sonunda paralarını kaybettikleri inşaat kooperatifleri canlanıyor. Sizin yapmaya çalıştıklarınız zihindeki bu canlanışlarla da karşı karşıya kalıyor sanki.

Biz benzer bir sıkıntıyı derneğin kuruluşu sürecinde de yaşamıştık. Dernek ilk kurulduğunda önceki pratikleri aklına getiren birçok insandan tepki görmüştük. Dernek zamanla varlığını sürdürme biçimiyle ikna edici oldu. Bu süreklilik ve yapılan çalışmaların niteliği insanların bize güvenmesini sağladı.

Kooperatifte de benzer bir şey söz konusu.  Yapılan kolektif çalışmalar, özellikle çocuklar için yapılanlarla insanlar bizi daha çok tanır oldu. Kendi ikna ediciliğimizi yaratarak var oluyoruz diyebiliriz. Bu süreçte de bu kelimelerin aşınmış pratiklerle dolu tarihiyle hesaplaşıyoruz. Artık çevremizde, “dernek” deyince “heyecanlı çocukların yapacağım deyip yapmadığı işler” değil, “dayanışma” geliyor; “kooperatif” deyince birilerinin kâr ettiği mekanizmalar değil, “ortak bir gündelik hayat tartışması” geliyor…

Kooperatifin kurulduğu günden bu yana ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Yasal mevzuat bizi pek çok açıdan zorluyor. Biz burada yasal tanımıyla söylersek “sosyal kooperatifçilik” yapmamıza rağmen gelir vergisine tabiyiz. Verilen bağışların da %22’si vergiye gidiyor örneğin. Bir de kooperatif çalışanlarının kooperatif ortağı olamaması konusu var. Yasa bize “kooperatif çalışanları kooperatif üyesi olamaz” diyor. Gerçi biz kooperatif için emek harcayan herkesin söz sahibi olduğunu düşünüyoruz ve kooperatif meclisimizde tüm işleyişimizi çalışan arkadaşlarımızı da katarak sürdürmeye çalışıyoruz.

Çalışma saatlerinin belirlenmesi, pazar günü kooperatif marketini açacak mıyız, iş bölümü ve uzmanlaşma gibi bir dünya konuyu tartışıyoruz. Başka bir ilişki biçimi kurmaya çalışıyoruz adeta. Meta dünyasından sıyrılıp dayanışmanın odağa alındığı bir ilişki biçiminden söz ediyorum. Bu hem kooperatif içindeki ilişkiler hem de kooperatifin dış dünyayla kurduğu ilişkilerde oldukça önemli. Günlerimizin çoğu bu tartışmalarla geçiyor olabilir 🙂

Burada markete dair tartışmalarımızdan da bahsetmek gerekli. Sonuçta hem çalışan hem de kooperatif fikrini var eden arkadaşlarımızın emeği üzerinden konuşuyoruz. Bazen aramızda şaka yollu “artı değere gönüllü el koyma”dan bahsediyoruz. Şaka bir yana, piyasa koşullarında hiçbir şeyin gönüllü olmadığını elbette biliyoruz. İnsanlar kiralarını ödemek, faturalarını yatırmak, karnını doyurmak zorundalar. Belli fikirlerle yan yana gelenler bu dertleri nasıl ortaklaştırabilir? Mücadele etmeye çalışanların hayatını idame etmeye yetecek mütevazı bir ekonomi tartışması aslında bu. Elbette piyasa mekanizmasından azade değil… Fakat onun çelişkilerini bilen ve aşmaya çalışan bir ufku da var…

Diğer bir konu, kooperatifin insanların asgari ücret seviyesinde geçindikleri bir mahallede kurulu olmasının da getirdiği zorluklar var. Mahalledeki insanların dayanışma adına aynı ürüne iki-üç kat daha çok para verebilmeleri pek mümkün değil. Biz de bunu istemiyoruz zaten.

Bir de daha çok yeni bir kooperatif olduğumuz için varlığımızı ispat çabamız da var. Dernekte bunu aşmıştık, zamanla kooperatif için “bu şekilde tutmaz” algısını da kıracağımıza inanıyoruz.

Başka kooperatifler ile ilişkileriniz ne durumda? Dahil olduğunuz bir kooperatif ağı var mı?

Bu konuda eksiklerimiz olduğunu düşünüyoruz. Diğer kooperatiflerle ilişkilerimiz zayıf diyebiliriz. İletişimimiz var ama oturup “biz kooperatifçiliğe nasıl bakıyoruz, birlikte uzun erimli bir strateji geliştirebilir miyiz” konularına ağırlık vermemiz gerekiyor. Bu anlamıyla farklı kooperatiflerin çabaları olduğunu biliyoruz. İlerleyen günlerde, bu çabalara daha aktif olarak katılacağız…